2 Aralık 2017 Cumartesi

İstanbul'u yeniden tanımak, sevmek ve "fethetmek"! #çokgezçokoku❤

Adaçayım, bilgisayarım ve kamptan kalan uykusuzluğumla merhaba! 💚

23 Kasım 2017 Perşembe günü kulübümle bir gezi düzenledik. Bu vesileyle uzun zaman sonra bir gezi yazısı yazmamın iyi olacağını düşündüm ve karşınızdayım.
Geçtiğimiz hafta bütün uyku düzenimin altüst olduğu bir haftaydı, üstüne İstanbul'a gitmek için sabah 5'te kalkmam gerekiyordu.
Bilin bakalım ne oldu? Tabii ki yine, gece 11 buçukta uyumak için hazırlanıp 2'den sonra anca uyudum!
Dipnot: 3 günde toplam 9 saat uyku hiç yetmiyor açıkçası.
Dipnot2: Lakin asla akıllanmıyor bu kız.


Gelgelelim, 6 buçukta yola çıkacaktık çünkü 9'da Fatih'te olmamız gerekiyordu, 10'da gezi başlayacaktı. Otobüs gecikince Yeşilay Genel Merkez'deki kahvaltımız ve eğitimimiz de hızlandırılmış oldu dolayısıyla.
(O kadar acıkmıştık ki yolda, simit görünce gözlerimizden kalpler çıkmış olabilir!)

Yeşilay'ın Genel Merkezi o kadar güzel bir yerde ki, muhakkak gidip görmenizi öneririm. Yer olarak Sirkeci Garı'nın oralarda.

        
Biraz bu binanın tarihinden bahsedelim o zaman.
Genel Merkezin bulunduğu bu tarihi bina, Sepetçiler Kasrı; Topkapı Sarayı'nın kıyı köşklerinden birisi.
1591'de III. Murat döneminde yaptırılmış. Donanma sefere çıkmadan önce; Sarayburnu akıntısı dışında kaldığı ve lodosa karşı da güvenli olduğu için saltanat kayıkları burada olurmuş. Padişah donanmayı buradan uğurlarmış yani.


Bizim kafile saat 10 buçuk gibi Genel Merkez'den çıktı. İBB'nin Beyaz Gezi programına katıldık. Üniversite öğrencileri için düzenlenen bu program sayesinde saat 3'e kadar gezip güzel bilgiler öğrenmiş olduk.

Evet sık sık İstanbul'a gidip geziyoruz, fotoğraflar çekiliyoruz, hatta kimimiz orda yaşıyor ama tarihinin ve öneminin ne kadar bilincindeyiz?


İlk durağımız Miniatürk açık hava müzesi.
Panorama çekim ile Miniatürk
Miniatürk'e birçok arkadaşım daha önce gitmiş fakat benim ilk gidişim olduğu için o kadar heyecanlandım ki. Yapılara(!) yakınlaşarak baktım. (Yapı mı? İnşaat mühendisliği okumak bunu gerektirir🌟)

60 bin m² lik alanda yer alıyor.

Harika bir işçilik var burada. İstanbul'dan 59, Anadolu'dan 55, Türkiye dışında kalan fakat Osmanlı coğrafyasından 12 eser bulunuyor. Minik halini ilk merak ettiğim yapı Selimiye Camii oldu :). Kısa zaman sonra 25 kat büyük halini de görmeyi diliyorum.



Not: Eğer gezi ile gitmiyorsanız giriş ücreti 7,5 ₺. Öğrenci ve öğretmenlere ise 3 ₺.

Mescid-i Aksa

Miniatürk'ün olduğu alanda aynı zamanda Panorama Zafer Müzesi ve Kristal İstanbul Müzesi de mevcut.

Kristal müzesi çok ilgimi çekti, dünya çapında da ilgi çeken bir sanatmış zaten. Kristal cam içine lazerle 3 boyutlu resim işleyerek oluşturulmuş. Bu kadar büyük cama lazerle resim işlenmek ilk Türkiye'de gerçekleşmiş. 16 tarihi eseri kristal camlarda görebilirsiniz burada.

Zafer Müzesi'nde ise ses, ışık efektleri beni çok etkiledi. Cepheler ardında; köy halkı ne durumda, hayvanlar, evler, camiler ne durumda, hissediyorsunuz. Derinden etkiliyor.



Buradan çıktıktan sonra istikamet Panorama 1453!
12 yaşındayken gelmiştim buraya. Ama bu kez öğrendiklerimden bir şey çok güzeldi. Cevabı bulutlarda saklı :)
Panorama 1453, dünyanın ilk tam panoramik müzesi.
Yaş aldıkça ve bakış açısı değiştikçe daha önce gördüğün yerleri gidip tekrar görmek harika değil mi! Olgunlaştığını hissetmek, her seferinde yeni bir şeyler öğrenmek.
Sevdiğin bir kitabı tekrar okuyup her seferinde tatlı ayrıntılarda kaybolmak gibi...

Gelgelelim, buradan çıkınca yemeğimizi yedik ve İBB tarafından bolca fotoğraflanarak gezimize devam ettik.

Sırada Yerebatan Sarnıcı vardı. Buraya da sanırım 2 kez gelmiştim. Bu kez inşaat halindeydi. İnşaat mı?!?! :) Evet görmek istedim fakat inşaat alanı kapalıydı.
Su ve balıklar tek bir alana taşınmıştı bu sebepten.


Sütunlara baktım, durdum. Gözyaşı sütununun hikayesi beni etkiledi. Sarnıcın yapımında 7000 işçi çalışmış ve tam 38 yılda tamamlanmış. Gözyaşı sütunu ise; bu inşaatta ölen işçileri anlatırmış... Dilek sütunuymuş şimdilerde.

1470 yıl öncesi.. Hayal bile edemiyorum ki. Bir süreliğine o zamana gidip, izlemek isterdim.
2012 yılında, dünya şampiyonu Alman su kayakçısı Dominik Gührs ve arkadaşı, sarnıçta gösteri yapmışlar! İşte bunu hiç düşünemezdim. Yerin altında su kayağı garip bir fikir...

Sarnıçtaki Medusa heykellerinden ve rivayetinden bahsetmemek olmaz.
Şair Ovidius'a göre, Medusa, göreni şaşkına çevirecek derecede güzel bir kızmış. Poseidon Athena'nın tapınağında onu görür görmez aşık olmuş. Athena öfkelenerek genç kızın saçlarını yılana dönüştürmüş, çirkin bir hale sokmuş. O kadar çirkinleşmiş ki artık Medusa, gözlerine bakanlar taş kesiliyormuş.
Kılıçlara bile işlenen Medusa başının koruyuculuğuna inanılırmış o dönemde.

Ve Beyaz Gezi burada sona erer...
Akşam da topluca Üsküdar'a gittik. Yemek yemeyi unutan ben ve birkaç arkadaşım, kağıt helvayla doymak durumunda kaldık. Fakat bu, en doyurucu akşam yemeklerimden biri oldu. Çay ise sanki aylardır içmemişim gibi lezzetliydi. Boğazın ortasındaki ihtişamlı Kız Kulesini her seferinde hayranlıkla seyrediyorum, sanırım bu büyük bir etken. Fakat en güzeli, böyle güzel insanlarla bu yolculuğa çıkmış olmaktı sanırım.

Başka zamanlarda, başka şehirlere, hep keşfetmeye...
Diliyorum ki aralık ayımız 2018'i huzurla kucaklasın...
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 💕


Bilekliklerimiz gözükmese de...










6 yorum:

  1. Tarihi yarımada denilen ve bir zamanların padişahlarının saraylarda yaşadığı alanda daha gezilecek,görülecek o kadar çok yer var ki...Ama 1 güne sığmaz hepsini gezmek..Miniatürk benim de en çok beğendiğim yerlerden biriydi gezerken.Bayılmıştım.Tabi uzun zaman oldu.Çok daha güzel eser maketleri eklemişler.Yaza kısmet artık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1 günde gezsek bile.. anlamak zor, anlayarak gezmek gerek kanımca. Umarım başarırız bunu! Evet, muhakkak gidin.. trenyolunda güzel bir yolculuk yapın tarihte :))

      Sil
  2. Güzel bir gezi yapmışsınız. İstanbul ne güzel şehir...
    Takipteyim sizi de beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ediyorum. blogunuzu ziyarete geliyorum hemen :)

      Sil